27 Mayıs 2016 Cuma

Son Seyahatler-Legoland-Berlin

Dikkat!! Önceki postumda belirttiğim gibi İştar'ın kardeşine olan hamileliğimde yaşadığım anksiyeteden dolayı neredeyse bir yıldır bloğa bir şey yazmamıştım.Günceli tutturana kadar postlarım geriden gelicek,bilginize:)
Haziran 2015 - Danimarka -Almanya
İştar'la ana kız ilk defa tek başımıza yurt dışına uçtuk- hatta yalnız ilk uçuşumuzdu! Gurbetçilerimizin resmi havayolu Sunexpress'in yazın sıklaşan ve iç hat uçuş fiyatlarına düşen  İzmir çıkışlı direkt seferleri sağolsun!Bİz Hamburg'a uçtuk,zira acayip ucuzdu ve asıl destinasyonumuz Danimarka'ya yakın sayılırdı.Ana kız tek başımıza gittik çünkü eşimin bir gün önce Almanya'da başka bir şehirde işi vardı, valizi de -doğal olarak- o aldı. Ben emektar Tchibo sırt çantam ve pusetinde İştar'la düştüm sabahın köründe yollara. Allah dağına göre kar mı veriyor ne;Hamburg'a inene kadar İştar hiç sorun çıkarmadı; bol bol boyama yaptık, ipadden birşeyler seyrettik.Havaalanı çıkışında bir taksiye atlayıp Avrupa'nın en büyük hayvanat bahçelerinden Hagenbeck'e yollandık. Girişte kese kağıdında satılan sebze meyvelerden alıp hayvanları besledik, sosisli sandiviçlerimizi yerken üstü kapalı şempanze bölümünde bıkmadan usanmadan aynı rutu izleyen su samurlarına ve tepedeki salıncaktaki şempanzelere baktık; benim eşsiz navigasyon yeteneğim sayesinde elimizdeki haritayla yolumuzu kaybettik, çıkışı bulamadık vs..
İştar süper mutluydu..Bu seyahat aynı zamanda İştar'ın yanında Elsa bebekle ilk vakit geçirmesi olarak da tarihe not düşülmeli bence.
Akşam eşim de bize katıldı, bir yerlerden araç kiraladık ve ver elini Danimarka yolları..Avrupayı bu yüzden  seviyorum, 2 saatte ülke değiştirebiliyorsun ve bazen bu değişiklikler çok keskin oluyor.Hızlı ve hareketli Almanya yollarından sonra birden Danimarka kırsalında bulduk kendimizi ve sonrasında arkadaşlarımızın yaşadığı Tonder'de.Sokaklar gerçek bir hayalet şehir- ne bir insan ne de hayvan..Evler ve diğer tüm binalar çizilmiş gibi, her şey bir maket kusursuzluğunda.Ve yeşil..bolca yeşil..Hava puslu, az sonra yağmur indiricek gibi.Benim en sevdiğim ortam böylesi ama yine de kaç ay dayanırdım oraya doğrusu bilemiyorum. Akşam Tonder'de geceleme ve ertesi gün Legoland Billund'a gidiş..( tur programı gibi oldu bu)
Yaz sıcağında koştur koştur deniz tatili yerine her daim tercih edeceğim rotalar kuzey avrupa ülkeleridir..Bir kere hava max 25 derece, ortam yeşil, her yer çocuk dostu mekan dolu,İzmir'den ucuza bin tane direkt uçuş da var.. H&M 'de indirim zamanı da cabası !Napiyim girişi 50 tl olan Çeşme plajını! Siz de benim kafadaysanız, Danimarka'daki bu Legoland'i şiddetle tavsiye ederim..Tam gününüzü ayırmanız ve bir gün önceden giriş biletinizi online almanız şart!
İştar yaşı ve boyu yeten her oyuncağa bindi, bazılarına tekrar tekrar bindi, mutluluktan  resmen gözleri parladı bütün gün. İçerideki mağazalardan alışveriş de yaptık ama daha ucuz falan değil, bilginiz olsun!
Sonraki durağımız kalkmasına 30 saniye kala bindiğimiz hızlı trenle Berlin..Malum bu postu 1 sene sonra yazıyorum ama 2 günde gayet güzel vakit geçirdik, hatta müze adasındaki müzelere bile gittik, meşhur İştar kapısını da ziyaret ettik, yahudi soykırımı müzesinde duygulandık, kilisedeki bir ayine davetsiz misafir olarak girip kovulduk,Unter Den Linden'de yuruduk, koştuk, bol bol "vay be Alman yapmış" dedik.İştar' a seyahatlerde hiç birşey yediremediğim için aldığım tiyo üzerine akşamları Türk restoranı Hasır'a gittik, mercimek çorbası filan sipariş ettik,şaka gibi! Yalnız, hesap boru gibi geliyor, lahmacun,pide dinlemiyor, haberiniz olsun!
Berlin'de çocuklu yada çocuksuz yapılacak bir dolu şey var, mutlaka uğrayın..
2 gün sonra dolmuş garajından hallice Tegel havalimanından gurbetçilerimizle birlikte memlekete geri döndük..Olacaklardan habersiz, kafamda bir sonraki seyahatimiz Londra-Edinburgh rotasını oluşturmaya başlamıştım bile..

6 Mayıs 2016 Cuma

Ayşe Mitra Kızım

Zaman zaman google amcada bir şeyler ararken bir bloga denk gelirim, okuduğum şey, yazarın tarzı hoşuma gider , bütün bloğu okumak isterim; aa o da ne! Yazarın  ilk aylarda post üstüne post attığı  bloğu giderek azalmış, sonlara doğru senede 3 e düşmüş..
Benim de üzerine titrediğim ve İştarın gelişimini kaydetmek açısından çok doğru bir iş yaptığım bloğuma son postu yazalı 10 ay olmuş..
Ama tembellikten filan değil elbet..Hiç tarzım değil, tam tersi görev ve proje kadınıyımdır..
Vakitsizlikten mi? O da sayılmaz, hele son bir kaç aydır o kadar çok vaktim oldu ki.
Ama şu 10 ayda yazmadım, yazamadım..
Küçücük-minicik bir mazaretim var çünkü..
Şu an sol çaprazımda, emzirme yastığının üzerinde yatıp etrafına bakınan boncuk gözlü, topaç gibi bir şey..
Baştan alayım..
Hani en son postu Temmuz 2015' te yazmışım ya bloğa..
Haziranın son haftası Danimarka'daydık.İştarı Avrupanın en büyük Legolandına götürmek ve orada yaşayan eşimin arkadaşlarını görmek, onlarda kalmak için..( bu seyahatle ilgili detaylar bir sonraki postta) Arkadaşımız sağolsun her akşam bize özel yemekler yapıyor, aşçılık hünerlerini sergiliyordu.Ben de onun bu misafirperverliğine gereğinden fazla şekilde mukabele ediyordum nedense: pişirdiği rostoyu tabağımdan silip süpürdüğüm yetmezmiş gibi, kalan etin tamamını da herkesin şaşkın bakışları altında hüplettim.Gündüzleri gittiğimiz yerlere olan yolculuk süresi genelde uzundu ve ben mutlaka ama mutlaka uyuyakalıyordum.Uyuma işini o kadar abartmıştım ki, saat 10 gibi evlerinde kaldığımız arkadaşlarla iki çift laf etmeden yatağa kıvrılıyordum.
Döndükten bir kaç gün sonra,adetimin 1-2 gün geciktiğini farkettim!!
Panikledim-şaşırdım-kahroldum-çok ama çok mutsuz oldum..İki düşükten sonra bunun yine başıma gelebilecek olma ihtimali mahvetti beni..Aylarca eşimin tüm ısrarlarına rağmen tüp bebek merkezine gitmemek için bin takla atmıştım bir de..
Cesaret edip eczaneden predictor bile alamadım bir kaç gün. Başka bir gün selülit kremi alırken " ha bir de predictor" dedim artık çünkü neredeyse 1 hafta gecikmiştim..
Eve gittim, testi yaptım ve bam !! Saniyesinde çift çizgi oluverdi pencereler..
Ben yine yeni yeniden hamileydim..
Dördüncü defa..
Ağlayamadım bile..
Akşam eşime haberi verdim , yanıtı aynen şu oldu: 3 ay sonra görüşelim!
Hiç ümidi olmadığı gibi, bana manevi destek olmaya da niyeti yoktu..
Hangi doktora gidecektim, ne olacaktı derken o anki psikolojimle en mantıklı tercihi yaptım: Bostanlı'da bir kadın doğumcuya gidecektim;doktor hanım hem jinekolog, hem akupunktur uzmanı hem de nefes terapistiydi..Yani duble bakım: hem ultrason, hem ruhsal terapi! Bu hamileliğin de düşükle sonuçlanacağına o kadar emindim ki, düşük olduktan sonraki kısmında ne yapabileceğim üzerine yoğunlaşmıştım daha çok.
Randevuyu aldık gittik, kadına bütün hikayemi bir bir anlattım.Ve dananın kuyruğunun ilk koptuğu an: ultrason. Bir adet kese orada duruyordu, çapı, pozisyonu her şeyi yerindeydi,şimdilik merak edilecek hiç bir şey yoktu..
Ama biliyordum ki bir önceki hamileliğimde de  bu aşamaya kadar her şey iyiydi, bu böyle devam edecek değildi..Böylece ben aynı doktorla meditasyon-akupunktur-nefes terapisine de başladım..Haftada bir gittiğim seanslarda kendimi çok iyi hissediyordum..
Sonraki hafta gittiğimizde ise o sihirli sesi- kalp atışını duyduk..Bir öncekinde de duymuştuk ama ya sonra duyamazsak?Endişe duyduğum her an doktorumdan bir seans talep ediyordum..
Derken bir gün midem bulanmaya ve peynir ekmek aranmaya başladığımı fark ettim..Tıpkı İştar'daki gibi..Her gün ve her daim midem bulanıyordu ve bulandıkça ben rahatlıyordum-biliyordum ki içeride her şey yolunda.
İkinci ultrason-ve evet hala oradaydı o..
O..
İştar'ın kardeşi..
Ayşe Mitra.
Onun hikayesi de şu an yayında.Hamilelik,doğum,lohusalık ve ötesi..En az İştar kadar büyük bir mucize,Allah'ın bana ikinci lütfu..